10 Temmuz 2018 Salı

Karanlık evet,
Ama kapalı bak perdeler,
Aç perdeleri aç
Belki az belki çok
Işık girsin içeri !

Havasız evet,
Ama kapalı bak pencereler,
Aç pencereleri aç
Biraz kirli, biraz gürültülü, tozlu,
Hava dolsun odana !

Ağacını hiç görmemişsen de
Limon var dolabında
Ellerin var senin
Yapabilirsin serin ferah bir limonata.


Perdeleri açmaya layık,
O parlak güneşi  bekleme,
Tertemiz bir hava özlemiyle kapatıp  durma pencereleri
Ağacını göremedim diye
Limondan kaçırma gözlerini
Görebilirsin istersen  bak içinde ağacının çekirdeği!

Hiç tam olmayacak çember
Bazen yarım
Bazen çeyrek açık kalacak!
İp hep eksik,
Hep kısa
Bazen bir santim
Bazen metreler olacak arada...
Elini uzatmadan tutamayacaksın
Elini uzatmadan tamamlayamayacaksın
Elini uzatmadan yaklaşamayacaksın.
Tam olmayacak
Arayı sen kapatacaksın.




9 Aralık 2017 Cumartesi

an


Onun ağzından bir çırpıda çıkan,
sonra senin kulağına aniden kaçan
beynine, kalbine, saniyede ulaşan,
kafanın içinde kilometrelerce yol alan,
talihsiz bir cümlecik..
Hepsi bu...
Af da diledi,
Affettin de üstelik...


Hatırlarsan bir sabah da
aynanın karşısında
karşılaştınız !
Ak bir tel,
inatçı,
dik...
İşte o ak telin kökü
kafanın içine uzanır.
bin kere boyasan da  üstelik...









18 Ocak 2016 Pazartesi

Kuyu

Farkeder mi kim düşmüş ?
Farkeder mi kime aitmiş bu kuyu ?
Farkeder mi sana göre pek de derin değilmiş oysa.
Düşenin sesi gelmiyor içeriden 
Düşen çarptığı dipte başkadır artık.
Çıkarsan da seninle konuşmayacak.
Farkeder mi çıkartan ?

Sen bağır kuyuya düşenin ismini.
Sen taş at,
ip salla,
ağla ha ağla.
Düşen düşmüş
kuyunun ağzı hala açık havada.

güneş açarmış
yağmur yağarmış
Sonra belki kuyuya kar dolarmış.
Konuş ha konuş...
Kuyunun huyunu kapar düşen
Susar ha susar.

28 Aralık 2015 Pazartesi

Mola

Hayatın ballı dudakları ve güçlü tırnakları arasında
çoğu zaman bulduğu umduğundan uzak,
çoğu zaman bekleye bekleye,
çoğu zaman usanarak,
savrulur
insan,
Savrulur ki
Bulsun
Diğer savrulanı.
Bir çay molası verebilirler artık.

6 Mart 2014 Perşembe

iyi gelir

Sana bakmak iyi gelir,
kolonya koklatılmış gibi,
pencere açmış gibi havasız odada,
şekerleme yapıp yenice ayılmış gibi
olurum..

Çay demleyesim gelir,
ip atlayasım,
bitirmediğim tüm kitapları
okuyasım
gelir...

Gün sıcağında tarladan dönüşüm,
kapıyı açıp serine girişim,
masada bir sürahi buzlu ayran görüşüm,
gibi
bakarım sana...

Hasretim, ağrım, öfkem geçer
sana bakınca, gözümden hücum eder
aklıma, yaşamak sevinci.

12 Ocak 2014 Pazar

Görürken

Fotoğraflar da yalan söyler,
mesela seni tanımasam 'ne mutlusun bu fotoğrafta' derdim,
'neye güldünüz bu kadar ?' derdim,
bilmeseydim yana eğilmiş başını,
titremiş kaşını,
bak elini yumruk yapmışsın kucağında,
diğer elinde sigara,
dudağında uçuk,
çıkartmışsın gözlüğünü masanın üzerine,
hep öyle yapmaz mısın görünmek istemediğinde?

Canının yandığı yerden uzağa atmışsın kendini
yanındaki 'dostların' habersiz kederinden,
aramak istemişsin,
çalamamışsın kapımı.
Üşümüşsün
çok yürümüşsün bu fotoğrafa gelirken,
müzik sesi yüksek belli,
duyma diye kendini
rakın susuz,
mezen tatsız,
cüzdanın umrunda değil
anahtarların, telefonun sahipsiz bekliyor masada..
peçetende bir istek şarkı
dinliyorum şu an
şarkı kulağımda...

dinlenirken

susmayı zor öğrettim kendime
bir baktım duyuyorum
şikayet etme suskunluğumdan
fena mı ? nefesinin her rengini biliyorum..

sesinde boğulan duyar mı nefesi ?
sen de yum gözünü,
ıssızda, sessizde, ışıksız
dinle,
beni..
duymak
için
dinlenelim

18 Kasım 2013 Pazartesi

DİP

İnci mi umdum sanıyorsun derin sulara dalarken ?
yosuna dolandım,
su ile bulandım,
gözümün ferini uğurladım ..gitti..
inci ne ki..

Kıymetliye ulaşmak için tutmaz insan nefesini
kıymetli olan, nefesini kesmeden gelendir !

6 Kasım 2013 Çarşamba

Sayfada Silgi izleri


Yazıp yazıp siliyordum. İzlerin üzerine yazmak zorunda kalıyordum sonra. Yazım bir hattat elinden çıkmış gibi değildi elbette, hoş öyle olsa bile alttaki izler boğardı zarif harfleri. İzlerin üzerine daha kabaca yazılmalı öyleyse dedim. İçerik katmerlendikçe biçimi bozuluyor sayfamın. İşte beyaz ve siyah sınırını  böyle yitirdim. Sınır ihlaliydi hayat..Gri olandı. Griyi güzel bulmak için verdiğim çabaydı. Bembeyaz sayfa üzerinde narin harflerle yazılmış bir hayat gördüğümde, kendi sayfamı saklamadan, kıvırılmış  uçlarımı düzeltmeye çalışmadan öylece tüm izimle serilmeyi öğrenmekti. Bir oyuncu için yüz çizgileri ne demekse, yazan kişi için de 'sayfada silgi izleri' onun gibi bir şey işte..

21 Ağustos 2013 Çarşamba

SINIR

.aklımın sorularını kalbime
kalbimin sorularını aklıma sormuyorum artık,
Lisanı ayrı iki memlekette
birbirlerini hiç görmeden büyümüş
iki kardeş gibi onlar.
Ne zaman karşılaşsalar hasretle sarılırlar,
hançerleri ceplerinde saklı..